25 Nisan 2009 Cumartesi

Cigarettes and Alcohol...

Motherwell'in stadyumu Fir Park...

"Keep Cigarettes Away From the Match" yazılı Doğu Tribünü, en çok sesi çıkan taraftarların oturduğu bölüm...

2006'da İskoçya'da statlarta sigara içilmesi yasaklandığı için, aslında bu yazıya artık gerek yok.

Ama böyle güzel bir geleneği niye kaldırsınlar ki!

Bu arada Doğu Tribünü'nün hemen karşısında kalan Ana Tribün'e ise,2007'de bir maç sırasında kalp krizi geçirerek yaşamını yitiren kaptan Phil O'donnell'ın adı verilmiş.


24 Kasım 2008 Pazartesi

İspanya, Sporda Göz Kamaştırıyor

Geçtiğimiz hafta sonu finalde Arjantin’i devirerek tenisin en büyük takım turnuvası Davis Cup’ı kazanan İspanya, sporda 2008 yılına damgasını vuran ülke olarak dikkat çekiyor. Bu sene içerisinde futbolda 44 yıl sonra Avrupa’nın en büyüğü olan İspanyollar, Sastre’nin Fransa; Contador’un İtalya ve İspanya Bisiklet Turu zaferleriyle sevindi. Teniste Rafael Nadal, tam 237 haftadır dünya klasmanının zirvesinde bulunan Federer’i tahtından indirirken, Pekin 2008’den de 18 Madalya İberya Yarımadasına gitti.

Fernando Verdasco’nun Jose Acasuso’yu 3-2 mağlup ettiği mücadele, Davis Cup’ta 2008 yılı şampiyonluğunu İspanya’ya getirdi. Mar del Plata’da oynanan final serisinde İspanyollar, Rafael Nadal’sız oynamalarına rağmen, kendi evinde 10 yıldır yenilmeyen Arjantin’i 3-1’le devirdi.

Bu zafer, sporda İspanya açısından harika geçen 2008 yılını taçlandırmış oldu. Son dönemde istikrarlı bir yükseliş sergileyen İspanya sporu, bu yıl kelimenin tam anlamıyla zirve yaptı.

29 Haziran akşamı EURO 2008 finalinde Almanya’yı Torres’in golüyle mağlup eden İspanya, 1964’ten sonra büyük turnuvalardaki ilk zaferini elde etti. Bu sonuç, İspanya’yı FIFA Dünya Klasmanı’nda da zirveye taşıdı.

Erkekler tenisinde bu yıl üst üste dördüncü Roland Garros ve ilk Wimbledon zaferlerini yaşayan Rafael Nadal, teklerde olimpiyat şampiyonluğunu da kimselere bırakmadı. 22 yaşındaki raket, bu başarıların ardından, tam 237 haftadır dünya klasmanının ilk sırasında bulunan Roger Federer’i tahtından indirmeyi başardı.

Nadal, Davis Cup Finalinde korta çıkamasa da, Amerika Birleşik Devletleri’ni 4-1’le devirdikleri yarı final serisinde turu getiren isim olarak dikkat çekti.

İspanya’da en popüler spor dallarından birisi olan Bisiklet’te de senenin yıldızı İspanyollardı. Fransa Bisiklet Turu’nu Carlos Sastre Candil kazanırken, Alberto Contador İtalya ve İspanya Turlarında zafere ulaştı. Olimpiyatlarda bisikletin en önemli dallarından Erkekler Yol Yarışı’nda ise, Samuel Sanchez altın madalyanın sahibi oldu.

2008 Olimpiyatlarında İspanya, 18 madalyayla tarihinin en 3’üncü yüksek madalya sayısına ulaştı. Bu madalyaların 5’i altın; 10’u gümüş ve 3’ü bronz olurken, İspanya, Pekin’de madalya sıralamasında 14’üncü basamakta yer aldı.

Rüya Takım’ın son yıllardaki en iyi kadrosuyla Pekin’e gelmesi, 2008 Olimpiyatları’nda gözlerin basketbola çevrilmesini sağlamıştı. Amerika Birleşik Devletleri, beklendiği gibi şampiyonluğu kazanırken, finalde Pau Gasol önderliğindeki İspanya karşısında çok zorlandı ve maçı ancak 11 sayı farkla kazanabildi. Böylece İspanya Basketbol Takımı gümüş madalyayla yetinmesine rağmen, altın bir gurur daha yaşadı.

Ayrıca NBA finalinde Boston Celtics’e kaybeden Los Angeles Lakers’ın en önemli oyuncularından Pau Gasol, NBA finalinde yer alan ilk İspanyol basketbolcu unvanını da 2008 yılında elde etti.

Bireysel başarıların hepsini sayarsak bu liste daha da uzayacak. Kesin olan şu ki, doğru yatırımlar yapılıp sporculara olanak tanındığında başarı kendiliğinden geliyor. Henüz 30 sene önce sancılı bir demokrasiye geçiş süreci yaşayan İspanyollar,’92 Barcelona’nın ardından şimdi de “2016 Madrid” mucizesini yaratabilmek için Chicago’yla çekişiyor. Madrid bu organizasyonu düzenlemeye hak kazanırsa, İspanya’nın spordaki yükselişinin daha da hızlanması, bu spor ülkesinin daha büyük başarılar kazanması, hiç de sürpriz sayılmayacak.

23 Kasım 2008 Pazar

22 Kasım 2008 Cumartesi

You...

“You are the most important person in your life. Be as kind to yourself as you are to others. Give yourself treats. Invite yourself out to dinner; send yourself life-affirming e-mails; ask yourself to share a holiday villa in Italy with you; leave little love letters for yourself around the house where you can discover them by chance while cleaning; ask yourself to come with you when you start your psychotherapy.”
Alistair Beaton

20 Kasım 2008 Perşembe

Horatius, 2000 küsür yıl önce Art of Poetry adlı yapıtında genç çevirmenlere öğüt verir...

"Aşina olduğunuz bir konuyu beylik bir biçimde ele alıp vakit kaybetmezseniz, özgün metni bir köle gibi sözcüğü sözcüğüne çevirmezseniz veya başka bir yazarı öykünürken, zorlukların içine dalıp, utancınızdan ya da kendiniz için koyduğunuz kurallar gereği işin içinden çıkılmaz bir durumda kalmazsanız, ele aldığınız konu sizin malınız olabilir." (Bassnett - McGuire, 1980-44) (Işın Bengi-Öner'in "Çeviri Bir Süreçtir... Ya Çeviribilim?" adlı kitabından...

15 Kasım 2008 Cumartesi

‘Futbola siyaset karıştı’ derler ya… Bu kez ‘futbolcular siyasete karıştı!’


Bask özerk yönetimi bundan önce "Euskadi" adı altında özerk Bask milli takımı olarak uluslararası karşılaşmalar yapıyordu. Hatta bu çerçevede Euskadi ile İran milli takımı arasında 23 Aralık’ta bir özel maç yapılması planlanmıştı.

Öte yandan, Katalanların "Katalunya" adı ile uluslararası karşılaşmalar yapmayı sıklaştırması, Baskları da harekete geçirmiş ve özerk yönetimin Baskça adı olan “Euskadi” yerine, ütopik Bask Devleti'nin adı olan "Euskal Herria"yı (Bask Ülkesi) kullanmak için girişimde bulunmaya yöneltmişti. Ancak arada bir fark var: “Katalunya” aynı zamanda özerk yönetimin de adı…

Dolayısıyla Baskların bu girişimi, “özerkliği” aşan, ayrılıkçı bir nitelik taşıyor.

Yeni gelişme ise şu: Tartışmaların ardından Bask Futbol Federasyonu, Bask karmasının, "Euskal Herria" yerine "Euskadi" adıyla uluslararası maç yapmasını kabul ettiklerini açıklayınca, Athletic Club Bilbao A takımının tamamı (27 oyuncu), Real Sociedad'dan 12 oyuncu ve alt liglerdeki çeşitli takımlardan futbolcularla toplam 165 futbolcu bir bildiri yayımladılar.

Futbolcular bildiride, “Yüzölçümü 21.000 kilometrekare ve adı "Euskal Herria" olan ülkeyi temsil ettiklerini ve Bask karması "Euskal Herria" adını taşımazsa İran maçına çıkmayacaklarını" açıkladılar.

Bu konudaki gelişmeleri, fecrikâzip'ten takip edebilirsiniz.

Şiş kebap, rakı... Ben sevmek Türkiye çok... Yine gelmek!

Fenerbahçe Ülkerli Damir Mrsic...

Bakıyorum adamın kariyerine, 1995'te gelmiş Türkiye'ye... Ve 2 sene Rusya molası haricinde hep buralarda takılmış.

İnsaf be abi, birisi Türkçe öğretsin Damir'e...

Az önce bir röportajını izledim; seviye, başlıktakinden biraz daha hallice, o kadar...

13 sene ya... İnsan bir merak eder, ne konuşuyor bu adamlar diye...